BENCİLLİK
Adından da anlaşılacağı gibi bencillik, kişinin sadece kendisini düşünmesi, diğer insanların iyiliğini, düşüncelerini, haklarını bir kenara atmaktır. Egoizm olarak da ifade edilir. Bencillik duygusuna sahip olan kişiye de bencil denir. Bencil bir insan, kendi çıkarını, her şeyden üstün tutar. Diğer insanlara ne olduğu veya ne olacağı kendisini hiç ilgilendirmez. ”Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.” düşüncesindedir.
Bencil insanları kimse sevmez. Bu tür kişiler genellikle hoş karşılanmaz ve toplumdan dışlanırlar. Ne insanları ne de hayvanları severler. Onlar sadece kendileri için vardır. Hatta onlara göre her şey sadece onlara göre vardır. Kendi yakınlarına duydukları sevgi de, sadece kendi yakınları olmasından kaynaklanmaktadır. Dinimiz de bencilliğe karşı çıkmış ve bencilliğin çok kötü bir duygu olduğunu, bencil olanın insanlıktan tam anlamıyla nasip almadığı vurgulamıştır. ”Kendisi için istediği güzel şeyi, mümin kardeşi için de istemek” düşüncesi, bunu kanıtlayan sözlerden birisidir. İnsan, güzel şeyi başkası için de istediği müddetçe vardır. Bencillik ile ilgili meşhur bir hikaye vardır. Hikayenin tamamını anlatacak değiliz; ancak can alıcı noktası şudur: Padişah adamın birine der ki: ”Benden ne istersen iste vereceğim; ama iki katını da komşuna vereceğim.” Bencil ve kıskanç adam cevap verir: ”Padişahım, benim bir gözümü çıkarın.” Adam o kadar kıskanç ve bencildir ki komşusunun iki gözünün çıkarılması için, kendi bir gözünden vazgeçmektedir. Hikaye her ne kadar kıskançlık için anlatılsa da, bencillikle de yakın alaka içindedir.
Bencillik, insanların diğer insanları sevmesine, onların iyiliklerini istemesine ve kalbin zamanla kararmasına sebep olur. Bizler, tüm insanlık için yaşadığımız ve didindiğimiz sürece varız. Hayatın anlamı, insanların bir arada yaşaması da bundan kaynaklanmaktadır. Bazı insanlar açlıktan ölürken, birilerinin israf etmesi bencilliğin ta kendisidir. Böyle kötü bir huydan vazgeçmeli, diğer insanların mutluluğu için de çabalamalıyız. İşte, o zaman, tam anlamıyla insan olmuş oluruz.
Bencillik Kompozisyon
Giriş: Bencillik, bireyin sadece kendi çıkarlarını ön planda tutması ve diğer insanların haklarını, düşüncelerini göz ardı etmesidir. Bu egoist tutum, hem kişisel ilişkilerde hem de toplumsal düzeyde sorunlara yol açar. Bencil bireyler, sadece kendi ihtiyaç ve arzularını gözetirken, çevrelerindeki insanların ihtiyaçlarına duyarsız kalır. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” yaklaşımı, bencilliğin en açık ifade biçimidir.
Gelişme: Bencil kişilerin toplumdaki yeri genellikle olumsuzdur. Toplumda kabul görmemekle birlikte, benciller ne insanları ne de hayvanları sever; yalnızca kendi çıkarlarını gözetirler. Dinimiz, bencilliği eleştirmiş ve insanın başkaları için de iyilik istemesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu bağlamda, “Kendisi için istediği güzel şeyi, mümin kardeşi için de istemek” sözü, bencilliğin insanlığa uygun olmadığını belirtir.
Bencilliğin bir örneği meşhur bir hikayede bulunur: Bir padişah, bir kişiye benden ne istersen iste, vereceğim; ama iki katını komşuna vereceğim der. Bencil adam, padişaha bir gözünü çıkarmasını ister, çünkü o kadar bencildir ki, komşusunun iki gözünü kaybetmek için kendi bir gözünden vazgeçmeyi tercih eder. Bu hikaye, bencilliğin ne denli yıkıcı olabileceğini gözler önüne serer.
Bencillik, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde zararlıdır. Diğer insanlara karşı duyarsızlık, onların iyiliklerini istememe, zamanla kalbin kararmasına neden olur. Hayatın anlamı, insanların bir arada yaşamasından kaynaklanır ve bencillik bu anlamı sorgular. Açlık çekenler varken israf etmek, bencilliğin en bariz örneklerindendir. Dolayısıyla, bencillikten vazgeçmeli, başkalarının mutluluğu için de çabalamalıyız. Ancak böylece gerçek anlamda insan olabiliriz.
Sonuç: Bencillik, hem bireysel hem de toplumsal ilişkilerde zararlı bir davranış biçimidir. Kişisel çıkarların öne çıkması, başkalarının haklarını ve ihtiyaçlarını göz ardı etmek, toplumsal uyumu bozar. Dinimiz ve kültürümüz bencilliği eleştirir, insanları başkalarına karşı duyarlı olmaya teşvik eder. Bencillikten vazgeçmek, sadece kendimiz için değil, tüm insanlık için daha iyi bir dünyaya katkıda bulunmamızı sağlar. Gerçek insanlık, başkalarının mutluluğunu kendi mutluluğumuzla eşit görme yeteneğinde yatmaktadır.