Bir Elin Nesi Var İki Elin Sesi Var Kompozisyon
Birliktelik ve yardımlaşma ile her türlü işin çok daha kolay bir şekilde yapılabileceğini anlatan en anlamlı atasözlerimizden birisidir. Somut olarak düşündüğümüzde gerçekten de bir elin tek başına bir şeyler yapamayacağını, ses çıkaramayacağını; fakat iki elin birlikte hareket ederek zor işleri bile başaracağını veya çırpma sureti ile ses çıkaracağını anlayabiliriz. İşte aynen o şekilde, insanların tek başına zor işleri yapması zor iken, başkaları ile birlikte hareket ederek o işi yapması çok daha kolaydır.
Bunun önemini en iyi anlayanlar ise yine atalarımızdır. Öyle ki bunu pratiğe dökmüşler imece kavramını ortaya çıkarmışlar ve yapılması gereken işleri el birliği ile yapmışlardır. Bir işi tek başımıza yapmak, hem zor hem de sıkıcı gelir. Fakat işi başkaları ile beraber yaptığımızda hem yorgunluğumuzu pek hissetmez hem de işi yapmaktan zevk duyarız. Atalarımız bu güzelliğin farkına varmıştır ki örnek olacak uygulamalar yapmışlar, sürekli bir yardımlaşma içinde bulunmuşlardır. Örneğin eskiden buğdayları biçmek için biçerdöverler yoktu. Tüm buğday tarlası el ile, oraklarla biçilmesi gerekiyordu. Herkesin ekini aynı anda olgunlaşmıyordu; ancak bir kere olgunlaşan buğdayın da çabucak biçilmesi gerekiyordu. aksi halde başaklardaki taneler dökülmeye başlıyor ve başaklar rüzgar tarafından kırılıyordu. İşte, atalarımız buna çözüm buldular. Buğdayları ilk olgunlaşan kişinin tarlasına hep birlikte giderek kısacık zamanda biçtiler. Böylece herkesin ekini zamanında biçilmiş oluyordu ve birlikteliğin, yardımlaşmanın mutluluğuna da varılıyordu.
Yardımlaşmak, bir işi beraber yapmaya çalışmak zamandan da tasarruf sağlar. Bir duvar ustası, duvarını yaparken ilk başlarda tek başına da çalışabilir. Fakat duvar yükseldikçe ya kullandığı merdivenden her defasında aşağı inerek tuğla alması ya da aşağıda bekleyen birinden yardım alması gerekir. Tek başına bu işi yapmaya kalkışırsa duvarı bitirmesi çok uzun zaman alır; ancak merdivenden aşağı inmeden aşağıdaki kişiden tuğlaları alırsa zamandan tasarruf eder ve işini çok daha kısa sürede bitirir. Yardımlaşmak, dinimizin de emirleri arasındadır. En güzel örneği ise Medine’deki Ensar’ın, Muhacirleri misafir ederek onlara her türlü yardımda bulunması, mescitlerin ve benzeri kurumların el birliği ile yapılmasıdır.
Geçen kış apartmanımızın önüne bir kamyon odun getirildi. Odunlar, alt katta oturan yaşlı komşumuz Mehmet Amca’nındı. Kamyon gidince Mehmet Amca eline bir sepet aldı ve odunları tek tek bodruma taşımaya başladı. Soğuk havada nefesi hemen kesiliyordu.
Onu pencereden görünce montumu giyip aşağı indim. Birkaç parça odun aldım ama işin çok uzun süreceği belliydi. Sonra karşı daireden Ali abi geldi, ardından iki komşu daha yardım etmek için aşağı indi. Kısa sürede herkes odun taşımak için sepetini, çuvalını, kovasını alıp aşağı indi.
Bir kişi odunları kapıya yaklaştırıyor, biri bodruma taşıyor, biri de içeride düzgünce yerleştiriyordu. Mehmet Amca önce mahcup oldu, sonra gözleri dolu dolu bize baktı. Tek başına saatlerce sürecek iş, birlikte çalışınca kısa zamanda bitti. Üstelik kimse yorulduğunu bile söylemedi.
İş bitince Mehmet Amca hepimize sıcak çay verdi. O çayın tadı, o günkü yardımlaşmanın tadı gibiydi. “Bir elin nesi var, iki elin sesi var” sözünü o gün daha iyi anladım. İnsanlar el ele verince ağır işler hafifler, yalnız kalan kalpler bile ısınır.