15 Temmuz ile İlgili Kompozisyon
O GECEYİ HİÇ UNUTMADIM
15.07.2016… Saatler akşam 21.00 civarını gösteriyordu. Gaziantep’te bir fabrikada 16.00-24.00 vardiyasında çalışıyordum. İşimin arasında cep telefonumdan haberlere bakarken anlam veremediğim görüntülerle karşılaştım. “Darbe” deniliyordu. O güne kadar bu kelimeyi yalnızca kitaplarda okumuş, büyüklerimizden duymuştum. İlk defa canlı canlı böyle bir olaya şahit oluyordum. Fabrikadaki arkadaşlarım da haberleri takip ediyordu. Kimse doğru düzgün konuşamıyordu. Herkesin yüzünde aynı endişe, aynı şaşkınlık vardı. İşim biraz hafifleyince televizyon bulunan bölüme geçtik. Ekrandaki görüntüler karşısında donup kaldım. Asker üniforması giymiş insanlar kendi milletine silah doğrultuyor, masum insanların üzerine ateş açıyordu. Savaş uçakları bu vatanın semalarında kendi ülkesini bombalıyordu. O an içimden sürekli dua ediyordum. “Allah’ım, bu gördüklerimiz gerçek olamaz.” diyordum. Bir askerin kendi vatandaşına kurşun sıkmasını aklım, vicdanım ve kalbim bir türlü kabul etmiyordu.
Vardiya bittiğinde servis aracına bindik. Evimize gitmek için yola çıktık ancak Gaziantep’in simgesi olan İpekyolu tamamen kilitlenmişti. Hava çok sıcaktı. Araçların korna sesleri, insanların bağırışları ve telefonlardan yükselen haber sesleri birbirine karışıyordu. Şoför abiden kapıyı açmasını istedim. Kapı açılır açılmaz dışarıdan yükselen sesler içime işledi. İnsanlar araçlarından inmiş, ellerini gökyüzüne kaldırarak “Ya Allah, Bismillah, Allahu Ekber!” diye haykırıyordu. Kimi elinde bayrak taşıyor, kimi telefonuyla ailesine ulaşmaya çalışıyor, kimi de hiç tanımadığı insanlara son gelişmeleri anlatıyordu. Herkes bunun Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tamamının değil, içindeki hain bir grubun kalkışması olduğunu biliyordu.
O an içimde tarif edemediğim bir duygu kabardı. Kalbim hızla çarpıyor, kanım damarlarımda kaynıyordu. Cumhurbaşkanımızın cep telefonundan yaptığı “Milletimi meydanlara davet ediyorum.” çağrısı kulağımdan geçip doğrudan kalbime işledi. Artık servis aracında oturamazdım. Arka bölümde duran Türk bayrağını aldım ve hiç düşünmeden aşağı indim. Benimle birlikte arkadaşlarım da indi. Ayağımız yere değer değmez kalabalığın sesi bizi içine çekti. Bir yandan neyle karşılaşacağımızı bilmiyor, diğer yandan geri dönmeyi aklımızdan bile geçirmiyorduk.
İpekyolu boyunca binlerce insan yürüyordu. Yaşlılar, gençler, kadınlar, çocuklar yan yana ilerliyordu. Bazı anneler çocuklarının ellerini sıkıca tutuyor, bazı babalar omuzlarında Türk bayrağı taşıyordu. Balkonlardan bayrak sallayanlar ve dua eden insanları görüyordum. Tanımadığımız insanlarla göz göze geliyor, tek kelime konuşmadan birbirimizi anlıyorduk. O gece kimsenin adı, mesleği veya düşüncesi önemli değildi. Hepimizin ortak bir derdi vardı: Vatanımıza sahip çıkmak.
Yürürken zaman zaman korku da hissediyordum. Televizyonda insanların üzerine ateş açıldığını görmüştük. Önümüzde ne olduğunu bilmiyorduk. Buna rağmen kimse geri dönmüyordu. Attığımız sloganlar İpekyolu’ndan bütün şehre yayılıyor, gecenin karanlığını adeta parçalıyordu. Türk bayrağını elimde sıkıca tutuyordum. Bayrak rüzgârda dalgalandıkça içimdeki endişenin yerini cesaret alıyordu.
Saatler ilerledikçe güzel haberler gelmeye başladı. Polislerimizin ve gerçek vatan evladı askerlerimizin darbecilere geçit vermediği söyleniyordu. TRT’nin kurtarıldığı, Genelkurmayda kontrolün yeniden sağlandığı ve hainlerin tek tek yakalandığı haberleri kulaktan kulağa yayılıyordu. Her güzel haberde kalabalıktan daha güçlü bir ses yükseliyordu. İnsanlar birbirine sarılıyor, şükrediyor, gözyaşlarını gizleyemiyordu. İçimizde adeta bir volkan patlıyordu. Çünkü darbeciler emellerine ulaşamıyor, milletimiz vatanını onlara teslim etmiyordu.
O gece korkuyu da yaşadım, öfkeyi de yaşadım. Fakat her şeyden çok millet olmanın ne demek olduğunu gördüm. O gece camilerden yükselen sela sesleri karanlığı paramparça ediyordu. Türk halkı o gece bir darbeyi durdurmuştu. Birlik olduğumuzda hiçbir gücün bu milleti yıkamayacağını bütün dünyaya gösterdik. Vatan uğruna can veren şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyorum. Rabbim ülkemize bir daha böyle karanlık geceler yaşatmasın. Bayrağımız daima özgürce dalgalansın, ezanlarımız hiç susmasın ve bu güzel vatan sonsuza kadar dimdik ayakta kalsın.
-SON-
15 Temmuz ile İlgili Kompozisyon (2)
O GECE
İstiklal şairimiz Mehmet Akif’in ”Allah bu millete bir daha istiklal marşı yazdırmasın!” ünlü cümlesini duymuşsunuzdur. Akif haklıydı; zira öyle muntazam bir eserin yazılabilmesi için o kabus gibi yılların yeniden yaşanması gerekirdi. Biz de diyoruz ki: Allah bu milleti bir daha 15 Temmuz Destanı gibi bir destan yaşatmak zorunda bırakmasın.
İdeolojimiz, siyasi fikrimiz, dinimiz, dilimiz ne olursa olsun, tüm bunları bir kenara bırakıp o geceye dönelim. O gece, 7’den 70’e kadınıyla erkeğiyle her ferdimiz birer korkusuz aslana dönüştü. Her korku hissettiler yüreklerinde ne de ölümün acısını… 15 Temmuz şehitleri olarak anılma gayesi ile bile olsa, fitneye fırsat vermediler. Yumuşacık bedenleri ile demir zırhlara, tanklara ve de kahpe kurşunlara siper oldular. Kimisi yaralandı, kimisi ise şehadet şerbetinden içti; ancak tek bir vatandaşımız geri adım atma. O gece adeta bir destan yazıldı. Öyle bir destan ki asırlarca unutulmayacak… Öyle bir destan ki torunlarımız gururla anlatacak.
15 Temmuz yanıyordu. Mevsimin sıcağından değil, sokaklara, halklara, kurumlara, güvenlik güçlerimize atılan bombalarla, mermilerle yanıyordu. Bizler de yanıyorduk. Vatan sevdası ile, düşmana duyduğumuz öfke ile yanıyorduk. Bir de yüreği yanan analar, babalar, çocuklar, bacılar vardı. Az değil yüzlerce şehit vermiştik. Evlatlar babasız, annesiz, anne babalar evlatsız kalmıştı. elbette yanacaktı yürekleri.
O gece bir zafer kazanıldı, düşman püskürtüldü, milletimiz belki de ilk defa bu denli birlik oldu. Herkes aynı yolun yolcusuymuş gibi rotasını belli yerlere doğrulttu. Her kurum adeta canlı kalkan gibi sarıldı. Elinde çakısı bile olmayan kahramanlar uzun namlulu silahları olan vatan hainlerinden silahlarını aldı, tanklarını durdurdu.
Bir de Ömer Halisdemir gibi darbenin seyrini adeta değiştiren ve bu uğurda can veren şehitlerimiz oldu. Onlar hiç unutulmadı ve unutulmayacak. 15 Temmuz şehitleri daime yüreklerimizde, anılarımızda yaşayacak.
-SON-
15 TEMMUZ ŞEHİTLERİ
15 Temmuz şehitleri ile ilgili ne kadar övgüde bulunsak azdır. Onlar ki bu vatanın çocukları daha iyi, daha güzel bir geleceğe sahip olsunlar diye hiç düşünmeden canlarını verdiler. Korkudan uzak, birer aslan gibi meydanlarda kükrediler. Fırsat vermediler düşmana. Şehit olacaklarını bile bile, üstüne üstüne gittiler düşmanın. Kimisi ”İnsan bir defa ölür, bari şerefimizle ölelim.” dedi, kimisi sessizce yürüdü ölüme. Gerçi onlar ölmedi, onlar yaşıyor ve aramızdalar.
Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de, Bakara suresinin 154. ayetinde ne demişti? ”Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz, onlar diridirler ve siz bunun farkında olmazsınız!” Evet, 15 Temmuz şehitleri de diridirler ve diri kalmaya devam edecekler. Düşünebiliyor musunuz, 15 Temmuz gecesi insanlar ölümü göze ala ala yollara döküldü. Abdestler alındı, helallikler istendi. Gitmek var dönmek yok dendi. Kimisi döndü, kimisi ebedi hayata göçtü.
Onlar ki şehadetleri ile yüreklerimizi dağladı, ancak bizlere böyle güzel bir vatanı da bağışladı. Ne mutlu ki böyle kutsal topraklarda doğduk, ne mutlu ki böyle yüce insanlarla aynı vatanı paylaştık. Allah şehitlerimizin geride kalan yakınlarına sabır ve dayanma gücü versin. Allah vatanımızı milletimizi her türlü beladan, fitneden, fesattan korusun. Amin.
-SON-
NOT: Değerli okurlarımız, sizler de 15 Temmuz şehitleri ile ilgili kompozisyon yazarak bizlere ulaştırabilirsiniz. Özgün ve imla kurallarına uygun yazılmış yazılarınız bu sayfaya eklenecektir. Ayrıca bizim yazdığımız kompozisyonlar hakkında yaptığınız tüm yorumların bizim için çok değerli olduğunu unutmayın lütfen.
mükkemmel yazı cidden ödevimi yaparken çok yardımcı oldu eyw
saol
Arkadaşlar, 15 Temmuz ile ilgili mektuplara üst menüde yer alan ''Mektup'' kategorisinden ulaşabilirsiniz. İyi okumalar.