Bağnazlık
Sevgili Kompozisyon.tr okuyucuları: Bağnazlık, insanın kendi düşüncesini tek doğru kabul edip başka fikirlere kapalı kalmasıdır. Bağnaz insan okumaya, öğrenmeye ve farklı görüşleri anlamaya yanaşmaz. Böyle olunca hem kendini geliştiremez hem de çevresindeki insanlara karşı kırıcı ve sert davranabilir. Bir düşünceye sahip olmak güzeldir; fakat o düşünceyi sorgulamadan savunmak, başkalarını dinlememek ve herkesi kendi fikrine zorlamak doğru değildir. İnsan okuyarak, araştırarak ve farklı düşüncelere saygı göstererek bağnazlıktan uzaklaşır. Açık fikirli olmak, insanı daha bilgili, daha anlayışlı ve daha adil yapar.
Bağnazlık ile İlgili Kompozisyon
Bağnazlık, insanların herhangi bir düşünceye, inanca veya ideolojiye körü körüne bağlanması, o düşünce, inanç veya ideolojinin dışına çıkamaması, yeniliklere kapalı olması demektir. Günümüzde, daha çok dini inançlarla ilgili kullanılan ve taassup da denilen bağnazlık, aslında sadece din ile sınırlandırılamaz. Dinli-dinsiz, Müslüman-Hıristiyan, kadın-erkek, herkeste bağnazlık olabilir.
Kişinin gelişmesini, yenilenmesini engelleyen en önemli etkenlerden biri bağnazlıktır. Bağnaz olan insan, yeniliklere sürekli kapalı olduğu için, kendini geliştirme imkanına sahip olmaz. ”Sadece benim düşüncem doğru!” der, başka bir şey bilmez. Kendi fikrine karşı çıkan fikirlere saygı duymaz ve iyinin, doğrunun sadece kendi düşüncesi olduğunu iddia eder. Maalesef, bağnazlık, dinimizde de baş göstermiştir. İlim öğrenmeyi farz kılan dinimize rağmen, dinle alakası olmayan hurafelere saplanıp kalmış, İslamla uzaktan yakından alakası olmayan uygulamalarda bulunup, bunları uygulamayanları da kafirlikle suçlayan binlerce insan vardır. En basit örneği İslam dini adı altında, insanları öldürmekten çekinmeyen, camilere ve diğer ibadethanelere saldırılar düzenleyen ve İslamla hiçbir alakası olmayan silahlı örgütlerdir. Bu örgüt veya şahıslara göre, sadece kendi dini inançları veya mezhepleri hak, gerisi de yalandır. Buna karşı çıkan, onları eleştiren ve doğru yolu göstermeye çalışan alimleri dinlemezler bile. Hatta bu alimleri de suçlayarak, onların da canına kastetmeye çalışırlar.
Bağnazlıktan kurtulmak için, insanlar kendilerini geliştirmeli ve bol bol okuyup öğrenmelidir. Ancak okurken, öğrenirken sadece kendi fikrimizi savunan, anlatan kaynakları değil, her türlü kaynağı okumalı, fikirleri karşılaştırmalı ve en doğrusuna karar vermeliyiz. Taassup haliyle hareket edersek, bir adım yol kat etmemiz mümkün değildir.
Bir gün sınıfta öğretmenimiz bir konu hakkında herkesin fikrini sordu. Arkadaşlarımdan biri kendi düşüncesini anlattı. Başka bir arkadaşım ise onu dinlemeden hemen itiraz etti. “Benim dediğim doğru, sen yanlış düşünüyorsun,” dedi. O an sınıfta garip bir sessizlik oldu.
Öğretmenimiz kimseye kızmadı. Tahtaya “Çocuklar telefondan tamamen uzak durmalı” ve “Telefon doğru kullanılırsa faydalı olabilir” diye iki farklı görüş yazdı. Sonra bizden bu görüşlerin nedenlerini açıklamamızı istedi. Bir arkadaşım telefonun zaman kaybettirdiğini, dersleri aksattığını söyledi. Başka bir arkadaşım ise telefondan ders videosu izlediğini, bilmediği kelimeleri araştırdığını anlattı. Herkes sakin sakin konuşunca konunun tek taraflı olmadığı ortaya çıktı. Ben o derste bir insanın sadece kendi fikrine kapanırsa yeni bir şey öğrenemeyeceğini gördüm. İnsan dinledikçe düşünür, düşündükçe de kendini geliştirir.
O gün bağnazlığın insanı nasıl dar bir yere hapsettiğini anladım. Kendi düşüncemiz olabilir, ama başka insanların sözlerine de kulak vermeliyiz. Okuyan, araştıran ve karşısındakini dinleyen insan daha doğru karar verir. Bağnazlık insanın zihnini kapatır; açık fikirli olmak ise insana yeni yollar gösterir.