Türkülerimiz ile İlgili Kompozisyon 1
”Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası
Ayak seslerinden tanırım
Ne zaman bir köy türküsü duysam
Şairliğimden utanırım”
Ünlü şairimiz Bedri Rahmi EYÜBOĞLU’nun yukarıdaki dizeleri duymayan kalmamıştır belki; ancak ne zaman duysak bu mısraları, içimiz titrer belki. Yüreğimizi titremesi, gerek türkülerimizin hakikaten bu denli etkileyici ve güzel olması, gerekse de mütevazı bir şairin, türkülerimizi bu kadar sanatsal bir şekilde göklere çıkarmasıdır sanırım.
Bir türkü dinleyip de kendisinden geçmeyen, sevdalara düşmeyen, ölüp ölüp dirilmeyen kimse yoktur. Türkülerimiz, uzun bir yolculuğun en güzel taşıtıdır. İstediğimiz menzile ulaştırır bizleri. Bazen hüzünler diyarına, bazen aşklar, özlemler, gurbetler, acılar diyarına göçüp dururuz. Ancak ölüm olsa bile vardığımız yer, zevkle ölürüz. Bu zevki bize tattıran şey ise, türkülerimizin binlerce yıllık geleneği, kültürü, duyguyu harmanlamış ve önümüze en güzel besin olarak sunmuş olmasıdır.
Şairin dediği gibi türkülerimizin yeri bambaşkadır. Çoğunun söyleyenini bilmediğimiz, hikayesini kendimizce uydurduğumuz bu türküler, Anadolu insanının karakteridir aslında. Türkülerde anadolu insanı vardır. Anadolu insanında da türküler vardır.
Türkülerimiz ile İlgili Kompozisyon 2
Türküler, bir milletin içinden çıkan en temiz seslerden biridir. İnsanlar sevinçlerini, acılarını, özlemlerini ve umutlarını türkülerle dile getirmiştir. Bu yüzden her türküde yaşanmış bir duygu vardır. Dinleyen kişi bazen kendi hayatından bir parça bulur.
Bir türkü duyduğumuzda aklımıza yalnızca müzik gelmez. O sesin içinde bir köy yolu, bir anne duası, bir gurbet bekleyişi olabilir. Kimi türküler insanın içini burkar. Kimi türküler de insanı yerinden kaldırıp oynatır. Türküler bizim duygularımızı sade bir dille anlatır. İnsan sevdiğine kavuşamayınca türkü yakmıştır. Memleketinden uzak kalan kişi derdini türküyle söylemiştir. Düğünlerde, asker uğurlamalarında, tarlada, yaylada türküler hep insanların yanında olmuştur.
Her yörenin türküsü başka bir renktir. Karadeniz türkülerinde hareketli bir hava hissedilir. İç Anadolu türkülerinde daha derin bir hüzün duyulur. Ege türkülerinde ise bazen yiğitlik, bazen neşe öne çıkar. Türkülerin güzel tarafı, halkın içinden çıkmasıdır. Birçok türkünün ilk söyleyeni bilinmez. Çünkü halk onu sevmiş, söylemiş ve sonraki kuşaklara aktarmıştır. Böylece türküler yıllar geçse de unutulmadan yaşamaya devam etmiştir.
Bugün bazı gençler türküleri eski bulabilir. Oysa türküler eskidiği için değil, köklü olduğu için değerlidir. Her yeni şarkı bir süre sonra unutulabilir. Ama iyi bir türkü, yıllar sonra bile aynı duyguyla dinlenir. Türkülerimizi dinlemek, geçmişle bağ kurmak gibidir. Büyüklerimizin neler yaşadığını, neye sevindiğini, neye üzüldüğünü anlamamıza yardım eder. Bir milletin hafızası yalnız kitaplarda bulunmaz. Bazen bir türkünün sözlerinde de saklanır.
Bizlere düşen, bu güzel mirası unutmamaktır. Türkülerimizi dinlemeli, anlamaya çalışmalı ve yaşatmalıyız. Çünkü türküler bizim sesimizdir. Bu sesi korursak geçmişimizi de kültürümüzü de daha iyi tanır ve gelecek nesillere güzel bir miras bırakmış oluruz.
Önerilen Yazı: Yağmur ile İlgili Kompozisyon
arkadaşım okurken duymuştum iyi good nice