Küresel Isınma ile İlgili Kompozisyon
Küresel ısınma, dünyayı saran atmosferin çeşitli sebeplerden zarar görerek, dünya üzerindeki sıcaklığın giderek artması olarak tanımlanabilir. İnsan kaynaklı ve insandan bağımsız birçok etmen, küresel ısınmaya sebep olmaktadır. Dünya üzerindeki nüfusun her geçen gün artması, yer altındaki fosil yakıt kaynaklarının gün yüzüne çıkarılarak kullanılması, çöplüklerde oluşan metan gazının atmosfere salınması, kullanılan parfüm ve benzeri ürünlerin olumsuz etkileri, araba egzozlarından çıkan zehirli gazlar ve çevre kirliliği gibi sebepler, küresel ısınmanın en büyük sebeplerini oluşturur.
Bilindiği gibi dünyanın etrafını saran ve dünyayı güneşin zararlı ışınlarından korunmasını sağlayan atmosfer tabakası gün geçtikçe bozulmaya başlıyor. Güneşin zararlı ışınlarını engellemekle görevli olan ozon tabakası giderek inceliyor ve görevini yapamaz hale geliyor. Dünyaya güneşten gelen ışın ve ısı, tekrar atmosfere yansıtılır. Ancak havada bulunan su zerrecikleri yani buhar, metan gazları bu ışın ve ısının bir kısmını tutarak dünyanın aydınlık ve sıcak kalmasına sebep oluyor. Dünyada gereğinden fazla oluşan metan gazları, daha fazla ışık ve ısı tutarak dünyanın daha sıcak olmasına sebep oluyor.
Tüm bu sebepler, dünya üzerinde iklim değişikliklerine sebep oluyor. Dolayısıyla dünya üzerinde gözle görülür değişiklikler meydana geliyor. Örneğin kar ve buzullarla örtülü olan kutuplardaki buzullar eriyor. Eriyen buzullar deniz seviyesinin yükselmesine, bu da karaların azalmasına sebep oluyor. Kutuplarda yaşayan birçok hayvan, durumdan olumsuz şekilde etkileniyor ve soyunun tükenmesi tehlikesi ile karşı karşıya kalıyor.
Küresel ısınmayı durdurmak veya en aza indirmek için hepimize çeşitli görevler düşüyor. Çevre kirliliğini durdurabilirsek, atmosfere zarar veren parfüm ve benzeri maddeleri gereğinden fazla kullanmazsak olumlu etkiler yaratmış olabiliriz. İsraftan kaçınmalı, her konuda tasarruf etmeliyiz. Boşuna kullandığımız arabamızın çıkardığı zehirli gazlar bile atmosfere çok büyük zararlar verebiliyor.
Geçen yaz dedemlerin köyüne gittim. Çocukken serin suyu hiç eksilmeyen derenin yanına koşardım dere kenarında huzurlu vakitler geçirirdim. Bu kez dereye vardığımda dere akmıyor kurumuştu. Su sesi yerine, ayaklarımın altında ezilen kuru otların sesi vardı.
Dedem yanıma gelip bir süre dereye baktı. “Eskiden bu vakitlerde buradan buz gibi su akardı,” dedi. Sonra uzaktaki tepeyi gösterdi. Her yıl bahara kadar kalan karların artık çok erken eridiğini anlattı. O gün köyde hava nefes almayı zorlaştıracak kadar sıcaktı. Tarladaki bazı fideler sararmış, hayvanlar gölgelemek için uygun yer arıyorlardı. Dedem suyu boşa akıtmamamı söylediğinde bunun sıradan bir uyarı olmadığını anladım. Çünkü eksilen sadece bir dere değildi; toprağın, ağacın ve insanın huzuru da azalıyordu.
Akşam şehre döndüğümüzde elimdeki plastik şişeyi ilk gördüğüm geri dönüşüm kutusuna attım. O günden sonra çöpleri ayırmaya ve suyu boşa akıtmamaya daha çok dikkat ettim. Herkes bunu küçük bir alışkanlık haline getirirse doğaya verilen zarar biraz olsun azalır. Çünkü küresel ısınmayı artık uzakta değil, çocukluğumda sesini duyduğum derenin kurumuş olmasında görüyordum.
Abi/abla gerçekten çok yardımcı oldunuz çok teşekkür ederim.